13 Ağustos 2007 Pazartesi

Yalnız başıma ilk gezi...

11 Ağustos 2007 sabahı bir heyecan içinde uyandım. Sabah eşim çıktıktan sonra, heyecanım iyice arttı. Kalbim pır pır çırpmaya başladı. 2 heyecanı birden yaşayacaktım. Motorla ilk kez yalnız başıma uzun bir yol yapacaktım. Ve yolun sonunda (veya yarısında diyelim) ParaGliding yapacaktım :D halen ağzım kulaklarımda.

Yola saat 10:15 gibi çıktım sanırım. Evden Çatalca'ya, zaten daha önce gittiğim bildik bir yol. Çok trafik yoktu ama bir kaç tır ve kamyon vardı. Çatalca'nın içinden geçtikten sonra da "Ormanlı Köyü Plajı"na. Çatalca'dan sonra yaklaşık 40-45 dk'lık daha yol gitmek demek. Ama yol tek kelimeyler süper keyifli (ya da şimdilik yaşadıklarım az olduğu için bana öyle geldi). Hele Ormanlı'ya yaklaştıkça, bir tek bozuk satıhlı asfalt yol, ben ve doğa. Bir allahın kulu yok çevrede. Ürkmedim değil tabii ki. Kalsan orda bir allahın kulunun haberi olmayacak :P Hafif virajlı, doğa ile iç içe bir yol. Kestanelik köyünden çıkarken, aman bi de ne göreyim: yolda 7-8 köpek geziyolar. İçimden dedim ki "tamam oğlum Berke, şimdi sçtın. Bunlar sana bi musallat oldular mı hiç şansın yok." Verdim gazı, kovalayamasınlar diye ama köpekler anlayıştı çıktı vesselam. Bi bakıp, göz kırpıp devam ettiler onlar yollarına, ben de yoluma.

Ormanlı köyüne gelmeden hemen önce sağlı sollu kendin pişir kendin ye/piknik alanları başlıyor. Ama hepsi çok derme çatma, çok küçük ve doğayla iç içe, doğayı bozmamış. Çok çok keyifli. Küçücük bir derenin üzerinden geçen şirin bir köprünün ardından hoş bir köy Ormanlı. Modern bir köy görüntüsünde. Plajı dahi var "Ormanlı Köyü Plajı". Yolda tabelası da var.
Köyden plaja gidene kadarki 5-6 dakikalık kısa yol ise yolun en keyifli bölümü. Yolun iki tarafı, yüksek , sık böğürtlen ağaçları. Yola sıfır yeşillik ve ortasında giden ben... Tek kelimeyle mest oldum.
Sonra plaja geldim. Küçük bir bekçi kulübesinde 2YTL giriş parasını ödeyip, bekçiyle motosiklet muhabbeti yaptıktan sonra plaja indim. Aman ben n'aptım demeye kalmadan kuma çıktım. Stabilize başlayan yol bir anda kum yola döndü ama hemen ardından tekrar stabilize kum karışımına döndü. Kafeterya'ya kadar ulaştım sağ sağlam.

Burada paragliding(yamaç paraşütü) yapılıyor. İstanbul'un karadeniz sahilinde kalkışa elverişli 2 yerden biriymiş. Sabah rüzgar hafif ben ağır olduğum için saat 4'e kadar kafeterya'da çay içerek ve bişeyler atıştırarak beklemek durumunda kaldım. Eğitim almış ve kendi paraşütleri ile uçmaya gelmiş insanlarla (az da olsa) sohbet, uçanları izleme, plajda denize girenleri izleme vb derken geçti zaman. Okuyacak birşey veya mayo götürmediğime epeyce pişman oldum.

Saat 2:30 gibi rüzgar kuvvetlendi. Tandem (ikili) uçuşlar başladı. Hoca hafiflerden başlayarak uçurmaya başladı. Saat 4 gibi bana geldi sıra. Halen tereddüt içindeyiz. Acaba rüzgar 93 kilo ben ve hocayı taşıyacak mı? Serdar Hoca dedi ki olmadı ineriz sahile yahu, n'olcak deneyelim. Ve sürpriz. Rüzgar bizi taşıdı. 20 dk kadar çok keyifli, kuşlar gibi ve bol/güzel sohbetli bir uçuş. Tadı damağımda kaldı wallahi. Beklerken, kalkarken ve inerken yardımcı olan, sohbet ettiğimiz arkadaşlar da keyfime keyif kattı wallahi.

Artık heyecan falan yok. Sadece keyifli keyifli, yolun tadını ala ala dönme isteği. Hemen bindim motoruma. E, kumda gitmek yine zor ama kum az ne de olsa. Hemen geçip verdim kendimi keyifli yola. Oooohhhh... Anlamadım walla nasıl geri geldiğimi. 2 tane hırbo çıktı dönerken yolda. Tabi saat 5 falan, yol daha kalabalık. Hayvanlar beni göre göre önlerindeki arabayı solluyorlar. Durup kenara çekmesem beni alacaklar altlarına. Bi de utanmadan, geçerken elleriyle "pardon" yapıyolar. Lan dallama, ben düştükten sonra pardon demişsin, kaç yazar? 2 hayvanla atlattık allahtan.

Eve dönünce farkettim ki yorumluşum.... ama çok keyifli bir yorgunluk. 1000 kere değer. Yine gideceğim inşallah. Bu sefer Şule'yle.