29 Temmuz 2007 Pazar

Ciddi gezilerin ilki - Tekirdağ/Kumbağ

Vallahi aklımda böyle bir gezi yapmak yoktu dün akşama kadar. Gerçi zaten dün akşam'a kadar Ankara'ya gitme planı vardı. Akşam üzeri ise tüm planlar bir anda, beklenmedik şekilde değişti :)

Akşam üzeri Tophane'de arkadaşlarımız ile buluştuk. Erdem de oradaydı. Motoruyla gelmiş. Motor muhabbeti yaparken, gezilerden, ikiteker.org'dan vs. konuşurken "istersen yarın bi Silivri yapalım" dedi. Arayıp da bulamadığım fırsat. Tecrübeli ve bana ayak uyduracak birisiyle keyifli bir gezi yapmak. Sohbet ederken olay "Tekirdağ'a bile gideriz belki"ye kadar geldi.

29 Temmuz 2007, Sabah 8:15'te evin önünde buluşup, 8:30 gibi çıktık. Hedef Tekirdağ. İlk mola, Silivri'de kahvaltı.

E, haliyle biraz yavaş gittik. 9 gibi Silivri sahilde bir çay bahçesine oturmuş, çaylarımızı ısmarlamıştık. Çaylarımızı içip, Silivri'nin sabah erken ne kadar güzel olduğunu gördükten sonra nihai hedefimize doğru yol almaya başladık. Sanırım Silivri'den çıkışımız 9:45 gibiydi.

Tekirdağa varışımız ise 11'e yakındı. Ben yavaş gittiğim için, Erdem de bana ayak uydurdu. Onun motoruyla pek kolay değil tabi o hızlarda gitmek, alet epey daha hızlı gitmek için yapılmış :)

Tekirdağ'a vardığımızda motorları bir cafe'nin önüne çektik. Hemen ardımızdan 2 tane de YBR125 aynı mekana park etti.Öğle yemeği olarak tabii ki Tekirdağ köftesi yedik.
Yemek, dinlenme, sohbet... ve sonra ver elini Kumbağ. Kumbağ çok kalabalıktı, herkes tatile veya haftasonunu geçirmeye denize gitmiş. Orada da biraz takılıp dönüş yoluna başladık.

Dönüşte de aynı güzergahı kullandık. Yolda bir benzincide mola verdik. Benzincinin arka tarafında çok güzel manzaralı bir restoran ve mini bir hayvanat bahçesi yapmışlar. Irlanda'dan gelmiş bir 2007-FZ6, bir de 1200GS parketmişti. Bunlar da benzincinin önünde bizimkiler...

Seyir hızımız max 70-80 civarındaydı. Artık yarın 400 bakımına girecek bizim şopır da. Erdem sayesinde hem tecrübe açısından hem de keyif açısından dorukta bir gün geçirmiş oldum. Bir gece önce rüyama giren yolu yaptım ve artık yoldan bir önceki günkü kadar korkmuyorum :) Her zaman bir miktar korku iyidir...

İlk gezi - Çatalca'ya Pikniğe


Bugün, henüz motoru alalı 2 gün olmuşken, Çatalca'ya pikniğe gittik. Annemlere söylememiştim motor aldığımızı. Sabah bize geldiler. Yola çıkana kadar da yine söylemedim. Evden çıktıktan sonra ben arabaya değil de başka bir yöne doğru gidince anlayığ geldiler yanıma. Şaşkınlık, tedirginlik sonra tebrikler, sonra yine tedirginlik ve nasihatler... Haklılar tabii. İstanbul'da/Türkiye'de motosiklet kullanmak pek akıl karı bir iş gibi görünmüyor.


Besmelelerle, dualarla, evden çıkıp Büyükçekmece gölüne doğru yola çıktık. Asıl amaç, göl kenarındaki kendin pişir kendin ye'lerde piknik yapmak. Ben daha çok sanıyordum, sadece 1 tane varmış. Onlar da eti illa kendileri satmak istediler. E, n'apalım kardeşim aldığımız onca eti?

Hadi yola devam, bi yerler buluruz herhalde...

Çatalca girişinde sola doğru giden bir yola döndük. Çook eskiden orada bir yara bir kez gitmiştik. Orayı bulalım bari.

Bu arada biraz sürüş notları. Her kavşakta, her duruş kalkışta 3,5 atıyorum. Babam önden bi basıyo gidiyo, bi yavaşlayıp bekliyor. Ege'yle, Şule bizim arabadalar, onların hızı benle aynı. 50-60 max. Ben çoğunlukla aradayım ama babama yaklaşmaktan korkuyorum zira ani frenler yapıyor zaman zaman ve ben her seferinde "aha şimdi düştüm işte" diyorum. Allah'a şükür vukuatsız gidiyoruz.

Gittik, yeri bulduk, ama o yer artık öyle bi yer değilmiş. Restoran falan gibi bi yer olmuş orası da.

E, n'apalım şimdi?Hadi yola devam.

Bu sefer, Çatalca'nın içinden, altından, üstünden, bi yerlerinden döndük dolandık. Yolda gördüğümüz bi işarete daldık.
- Bi daha aynı yere gidebilir misin?
- Abi, vallahi ben geri dönüş yolunu bile bulabileceğimizden emin değildim.
Neyse; toz toprak köy yolu falan gibi bi yerlersen gidip, yolda bir restorana daha giriş çıkış, yol-piknik sorma, ve sonunda bir "Piknikçi" bulduk.

Ama ne güzel bir yer... Yüksek ağaçlar altında, buz gibi akan bir çeşme, hoş bir ortam. Çok keyifli bir gün geçti.

Gönüş yolu tabi daha düz. En azından nereye gideceğimiz belli. 50-60'la geldik eve kadar. 100 km'ye yakın yol gitmişiz.

Ders 1 : Motorla çıktığında üstüne bişey giy, t-shirt ile çıkma ki böcekler vücuduna çarpmasın, kolların amele yanığı olmasın.

Bir motor aldım...

Bugün (2007-Temmuz-06) için içime sığmıyor. Bir yıldan biraz önce içime düşen motosiklet sevgisini tatmin etmek adına ikinci adımı attık. 2005 yılı sonunda ehliyetlerimizi almıştık. 2006 yılını fuarlara giderek ve "ah bizim de bi motorumuz olsaydı" diyerek geçirdik. İşte bugün, motorumuzu aldık :)

Çok ahım şahım bişey değil. Belki bir çok insanı da pek heyecanlandırmayacak bir motor. Ama beni çok heyecanlandırıyor. 200cc motor hacminde, 12 beygir gücünde Cruiser/Chopper tipi bir motor. Markasına gelince, Kanuni. Yerli üretimi (her ne kadar motorun hemen tamamı Çin'den geliyorsa da) destekliyoruz.

Herkesten aynı soru geliyor "n'oldu gitmiyor musunuz?". Ben de aynı cevabı tekrarlamaktan sıkıldım vallahi. "Gideceğiz ama işlemleri bekliyoruz. Bu arada da bu hevesimizi, ucuz yollu bir şekilde, tatmin etmek istedik." Gideceksek, ölecek miyiz yahu?

O kadar heyecanlıyım ki, gece olmasına karşın görüme uyku girmiyor. Kalkıp kalkıp motora bakıyorum, duruyor mu diye. Çok kırılganmış, çok savunmasızmış gibi geliyor. Alışacağım her halde. Ah, bir de kapalı garajımız olsaydı...

Sürüş konusunda da sıkıntılarım var tabii ki, ama zamanla öüreneceğiz artık, n'apalım.